blog seyleri etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Mimlemek Ne Demek?  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Blogosfer'e yeni dâhil olmama rağmen bir çok değerli arkadaşım oldu. Bu arkadaşlardan birisi olan Erdal sağolsun beni mimlemiş. Öncelikle mimlendiğim konulara geçmeden önce hem merak edenler için hem de blogumuzun ana teması olduğu için "mimlemek" ne demek onu inceleyelim. :)

"Mimlemek" blog kullanıcılarının ortaya çıkardığı bir tür "sobelemek" oyunu. Amaç ise diğer blogcu arkadaşını mimleyip onun hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak. Lafı daha fazla uzatmadan ben de ebeliğimi savıp başkalarını mimleyeyim.

Bu seferki mimleme konusu "sen ...... olsan, ne olmak isterdin."

1. Yemek olsam ne yemeği olurdum?

Yemek olsam sanırım benim de en sevdiğim yemek türü olan makarna olmak isterdim.

2. Müzik aleti olsam ne olurdum?

Müzik aletleri ile arası fena hâlde bozuk biri olarak cevap veriyorum müzik aleti olsam sanırım 8. sınıfta zar zor çaldığım mandolin olmak isterdim.

3. Araba olsam ne olurdum?

Araba olsam sanırım bir İtalyan malı olan Alfa Romeo olurdum.

4. Aylardan hangisi olurdum?

Adım herkesçe mâlum Recep Hilmi Tufan. Arabî aylardan biri olan Recep ayında doğduğum için ailem Recep ismini koymuş. Ben de eğer bir ay olsam Recep ayı olurdum.

5. Ayakkabı olsam hangisi olurdum?

Ayakkabı olsam lastik bir pabuç olmayı yeğlerdim.

6. Kıyafet olsam ne olurdum?

İnsanları soğuktan koruyan bir nev'i kıyafet olmak isterdim.

7. Renk olsam ne olurdum?

Renk olsam sanırım gözlerimin rengi olan mavi olurdum.

8. Hayvan olsam ne olurdum?

Hayvan olsam Beşiktaş'ımın simgesi olan Kartal olmak isterdim. Kartallar yüksekten uçar.

9. Şu an okuduğum kitabın 187. sayfasında neler var?

Anlamazsınız ama "La costruzione impersonale" ve "il passato prossimo" var. Finallere çalışıyorum.

Buraya kadar mimlemenin ne demek olduğunu ve mimlendiğim konulara cevaplar yazdım. Sıra geldi benim mimlememe. Ben de beni yorumlarıyla destekleyen Gazoz'u, Kabakmeltemi'ni ve Betül'ü mimliyorum. Belki kabakmeltemi cevap yazmayabilir. Çünkü blogu sadece foto üzerine belki de bir karakalem çalışmasıyla cevaplar her şeyi. Belli olmaz ona çok güzel çiziyor.

Etimoloji (Kökenbilim) Nedir?  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Etimoloji, (Eski Yunanca ετυμολογία, etimología < έτυμος, étymos - asıl, hakiki, gerçek + λόγος, lógos - söz, kelime). Kökenbilim diye Türkçeleştirilen bir bilim dalıdır. Bir dildeki sözcüklerin kökenlerini ve bunun bir gereği olarak o dilin diğer dillerle ve o dili konuşan toplulukların geçmişten bugüne diğer topluluklarla olan kültürel ilişkilerini araştırır. Bir başka tabirle etimoloji, bir kelimenin ya da dildeki benzer bir kullanımın gelişme sürecinin ilk ortaya çıkışından itibaren izlenmesi, hangi dillerde ne şekilde yayıldığının tespit edilerek parça ya da bileşenlerinin analiz edilmesi bilimidir. Eskiden kullanılan ve Arapça kökenli olan ismi ise iştikak ilmidir. Etimoloji uzmanlarına etimolog veya iştikakçı denir. Ayrıca, etimologlar artık hakkında doğrudan bilgi edinilemeyecek ölü diller hakkında, kalıntı ve bulguları takip ederek çeşitli sonuçlar çıkartırlar. İlgili dillerdeki kelimeleri karşılaştırarak ortak ana dil hakkında daha fazla bilgi elde edilebilir. Bir sözcüğün en eski, kaynak şekline etymon denmektedir.
Etimolojideki Temel Fikirler

* Sözcüklerin ezici çoğunluğu A) bir dilde varolan köklerden o dilin geçerli morfoloji (yapıbilim) kurallarına göre türetilir, VEYA B) o dilin kültürel temas içinde olduğu başka bir dilden ödünç alınır.
* Bu iki genel kategori dışında, C) kendine özgü ayrı bir morfolojik sisteme tabi olan yansıma sesler (onomatopeler), D) tüm dillerde ortak bir yapı sergileyen bebek sözcükleri (infantilism, Lallwort), E) ünlemler, F) cins adı veya sıfat veya fiil olarak kullanılan özel adlar ve ticari markalar mevcuttur. 20. yüzyılda G) yazılı biçimlerden genel dile geçen kısaltmalar ve akronimler de ayrı bir sözcük grubu olarak ortaya çıkmıştır.
* Her dilin ses sistemi (fonoloji) zaman içinde değişime uğrar. Buna paralel olarak sözcüklerin telaffuzu ve bazen yazımı değişir.
* Yazım daima telaffuzdan daha muhafazakârdır; yani telaffuz yazımdan daha hızlı değişir.
* Ses değişimleri genel ve istisnasızdır, yani aynı anda bir dildeki tüm sözcükleri aynı şekilde etkiler. Ses değişimi, sesin sözcüğün başında, ortasında veya sonunda, vurgulu veya vurgusuz hecede bulunmasına, ve bitişik seslerin niteliğine bağlı olarak farklılık gösterebilir.
* Ses değişimi genellikle bir kuşak, yani ortalama otuz yıl içinde gerçekleşir.
* Bir dilden diğer dile aktarılan sözcükler, ses değişimine uğrayarak alıcı dilin fonetik sistemine uyarlanırlar. Ses değişim kuralları genel ve istisnasızdır, ancak dilden dile değişir ve zaman içinde değişikliğe uğrar. Belli bir tarihi dönemde belli bir dilden diğerine aktarılan tüm kelimeler aynı ses değişim kurallarına uyar.
* Fonetik bozunumlar (assimilasyon, dissimilasyon, metatez, jeminasyon vd.), insan hançeresinin yapısından kaynaklanır ve belli ses çiftlerini içeren sözcükleri etkiler. Bozunum biçimleri evrenseldir; yani tüm dillerde benzer biçimlerde ve oranlarda ortaya çıkar.
* Genel ve kanıtlanmış ses değişim kurallarına göre açıklanamayan biçim değişimleri etimolojik açıdan geçersizdir, ya da en azından şüphe ile karşılanmalıdır.
* İki dil arasındaki temas belirli bir kültürel ortamda gerçekleşir. Belli bir tarihi dönemde, bir dil diğerinden belli sosyal ve kültürel niteliklere sahip kelimeleri alır.
* Alıntı genel kural olarak yüksek prestije sahip dilden düşük prestijli dile doğru gerçekleşir. Düşük prestijli dilden yüksek prestijli dile ancak argo ve avam sözcükler, veya ender olarak, düşük prestijli dili konuşan topluma ait töre, nesne ve özellikleri ifade eden sözcükler alınır.

Niye "Kelimelerin Soyağacı"?  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Öncelikle sizlere bu blogu oluşturma nedenini anlatmak istedim. Ben İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı okuyorum. 2. sınıftayım. İtalyan Kültür Tarihi diye bir dersimiz var ve bu derse Roberto Bovo isimli bir italyan hoca giriyor. Derste kelimelerin nereden, hangi köklerden geldiğine dair de konuşuyoruz. Dünkü derste "İstanbul" ve "Anadolu" kelimeleri üzerine tartıştık.
Bana göre "İstanbul", "İslam-Bol" dan gelmiştir. Yani ben böyle biliyorum. "Anadolu" nun ise herkesçe malum hikayesi vardır. Askerler bir kasabaya uğrarlar. Ordan bir annemizden ayran veya su isterler tam bilmiyorum. Kadıncağız sevinçten doldurdukça doldurur. Asker de "Ana-Dolu" der. Bu isim de ordan gelmiştir. Hocamız ise bunun uydurmaca bir hikayeden ibaret olduğunu söyledi. Ben de inat olsun tartışmaya devam ettim.
İşte beni bu blogu yazmaya iten ana sebep budur. Ayrıca derslerde Yunanca ve Latince'den gelen kelimeleri de gördüğümüz için daha da bir ilgi duymaya başladım etimolojiye. Umarım sizlerin de bilgi dağarcığınıza birşeyler katabilirim. Bir sonraki yazılarımda etimoloji (kökenbilim) ve "İstanbul" ile "Anadolu" kelimelerinin nereden geldiğini araştırıp yazacağım.

Clicky Web Analytics