Yunancadan Gecen Kelimeler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Anahtar ve Kilit Sözcükleri  

Yazının Sahibi: karazade Kategorisi:

Bu sene, erasmus programıyla Türkçesi iyi olmayan üç Yunanlı arkadaş, bir sene üniversitemizde öğrenim görmeye gelmişlerdi. Kendi ülkelerinde de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan bu arkadaşlara gramer hocası bir sunum ödevi vermişti. Ödev şuydu: Türkçe'den Yunanca'ya geçen ve Yunanca'dan da Türkçe'ye geçen kelimeleri kullanıldıkları anlamlarıyla araştırıp sunacaklardı. Onlar sunum ödevini hazırlayıp sundular. Bana da o sunum ödevinde ilgimi çeken iki kelimenin nereden gelmiş olduğunu söylemek kaldı.

Onlar bizim dilimizden birçok kelime almışlar, hatta bizim Farsça ve Arapça'dan aldığımız kelimeleri bile dillerinde değiştirerek kullanmışlardır. Bizim dilimizden almış oldukları kelimelerden en dikkat çekici olanını size söyleyeyim : "Alışveriş". Bu birleşik sözcüğü Yunanlılar bizden almış ve uzun süre kullanmışlar. Bu kelime ilgimi çekti, çünkü milletler, aralarında kelime alışverişi yaptıklarında pek birleşik sözcükleri tercih etmezler. Bu kelime hâlâ kullanıyorlar mı bilemiyorum, fakat biz onlardan aldığımınız kelimeleri hâlâ dilimizde yaşatmaktayız; mesela anahtar ve kilit kelimeleri. Anahtar sözcüğün kökü, Eski Anadolu Rumcası’nda "anihto" (açmak) eylemidir. "Anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır. Kilit sözcüğü ise Rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmiş.

Bosphorus : Öküz Geçidi  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Boğaziçi' y(n)e Bizanslılar Bosphorus derler. Bizim de, güya kültürlü görünmek isteyen görgüsüzlerimiz, bugün böyle diyor. Bu ad, Yunanca "öküz" demek olan Boô ile "geçit" anlamındaki ôqo sözcüğünden türemiştir. Yunan mitolojisine göre Finikeli kral İnekos, beraberindeki Mısırlı, Arap ve Finikelilerle birlikte M.Ö. 1850 yıllarında "Kuzey Denizi" anlamına gelen Achkenas (Bizanslıların deyişiyle Pont-Euxin, Finikelilerin adlandırmasıyla Euxinos, bizim ifâdemizle Karadeniz) henüz bir göl iken, Mora Yarımadası'na gelip, tufandan sonraki depremde Boğazlar ortaya çıkınca bulunduğu adada Argolit adıyla bir devlet kurulmuştu. Yarı tanrı sayılan İnekos'un İyo adında bir kızı vardı. Zeus (Jüpiter) bu kıza âşık oldu. Karısı Hera (Jonon) bunu duyunca da İyo'yu bir buzağı biçimine sokup Achkenas'ın Propontis'e (Marmara) aktığı boğaza sakladı. Daha sonra Hera buzağıyı bulup hapsetmiş ve Argos'u da başına bekçi dikmişti. Merkür adlı tanrı yüz gözlü Argos'u kaval sesiyle uyutarak başını kesti ve İyo'yu kurtardı. Mitolojiye göre bunu haber alan Hera, İyo'ya bir kara sinek musallat eder ve İyo sinekten kaçmak için Mısır'a sığınır. Mısır tanrıçalarından olan İzis işte bu kadınmış.

***

Geceleri spiral bir fanusa hapsedilmiş yıldızları andıran bir ışık seline, müzikal bir büyü gibi insanı kuşatan Boğaziçi adı yerine "Öküz Geçidi" anlamına gelen Bosfor (Bosphorus) demeyi doğrusu ben bu kentin bir hemşehrisi olarak doğru bulmuyorum.

Siz ne dersiniz?!...

İskender Pala / Divâne Güzeller' den

Yasa ve Kanun Kelimeleri  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi: ,

Dün Profesör Roberto ile dersimiz vardı. Ders esnâsında bana araştırmam için bir konu verdi. Perşembe günü sınıfta da anlatacağım buraya yazdıklarımı.

Konu "anayasa" kelimesinden çıktı. Buradaki "yasa" mı "yasamak"tan yoksa "yasamak" mı "yasa"dan türemiştir? Bunlardan biri de değilse bu kelimelerin kökeni. Bu bir. İkinci olarak "yasak" kelimesinin "yasa" ile bir alâkasının olup olmadığı? Üçüncü olarak ise "yasa" ile aynı anlama gelen "kanun" kelimesinin kökeni.

Öncelikle "yasa" kelimesini ele alıyorum. "Yasa" kelimesi 8. yüzyıldan itibaren "yaymak" anlamındaki "yasmak" kelimesinden türemiş. O devirlerde "yasa" yerine "yasak, yasag" da deniliyormuş. Böylece ikinci sorunun da cevabını vermiş oldum.

"Yasamak" ifadesi ise 1930 lı yıllardan sonra harf devrimiyle beraber kullanılmaya başlanmış. Bu kelimeden daha önce dilimize geçmiş olan "yasa" kelimesinden türemiş.

"Kanun" kelimesi ise Eski Yunanca' daki "kanôn" kelimesinden türemiş. Yunanca' dan Fransızca' ya oradan da bizim dilimize geçmiş. Özellikle kilise yasaları için kullanılan bir ifadeymiş.

Efendi Kelimesinin Soyağacı  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Bugün Roberto hocamızın dersi vardı. Dersimizin ilk konusu tahmin edeceğiniz üzere blog konusuydu. Nasıl bulduğunu anlattı işte. Takdir de etti beni. Daha sonra da yanında getirdiği Sevin Nişanyan'ın Sözlerin Soyağacı isimli etimolojik sözlükten "efendi" kelimesini sınıfa okuttu. "Efendi" kelimesine girmeden önce Roberto hocamızın dikkatini çeken bir şeyi buraya yazmak isterim:

Sevin Nişanyan, isminden de anlaşılacağı üzere bir Ermeni. Yazdığı kitap ise Türkçe'nin etimolojisi hakkında. Düşünebiliyor musunuz bir Ermeni, Türkçe'deki kelimelerin kökeni hakkında en kapsamlı kitaplardan birini, belki de en kapsamlısını kaleme almış. Gerçekten bu, biz Türkler için utanılacak bir şey. Yanılıyorsam, eğer etimoloji alanında bildiğiniz ansiklopediler, kitaplar varsa öneriniz bana.

Neyse ben "efendi" kelimesine geçeyim. Biliyorsunuz bu "efendi" kelimesini saygı için kullanırız. Dilimize ise Yunanca'dan geçmiş bir kelime. Eski Yunanca'da "authéntô" kelimesi "sorumluluk ve yetki sahibi olmak" anlamına geliyordu. İşte bu fiilden türeyen "authêntês" kelimesi ise Eski Yunanca'da "reşit ve mümeyyiz kişi" anlamına geliyordu. Daha sonra gene aynı kelime yani "authéntês" kelimesi Orta Yunanca'da "bey, sahip" anlamlarında kullanılmaya başlandı. Dilimize de işte "bey, sahip" anlamında saygı ifade eden "efendi" şeklinde geçmiştir.



Türkiye Çanakkale Okuyor.

Clicky Web Analytics