Fransizcadan Gecen Kelimeler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Şoför Kelimesinin Kökeni  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Türkçe'de en çok yanlış telaffuz edilen kelimelerden birisi olan "şoför" kelimesinin kökeni hakkında da bir yazı yazmak istedim. Yukarıda da bahsettiğim gibi "şoför" kelimesini maalesef yanlış telaffuz ediyoruz. "Şöför" diyen var, "şöfer" diyen var. Doğrusu "o" ile, yâni "şoför".

Dilimize Fransızca'dan geçen "şoför" kelimesinin Fransızcası "chauffeur". Fransızca'da 2 anlamı var. Birisi "ateşçi", diğeri ise "şoför". Birinci anlamdan dilimize giren bir başka kelime var. O da "şofben" kelimesi. Yâni bir gün birisi ""şoför" ile "şofben" aynı kökten türemiştir" derse şaşırıp kalmayın.

Sanırım "şöfer" diye sadece Kibariye'nin annesi diyor. Fransızca'daki "chauffeur" nasıl telaffuz ediliyor bilmiyorum ama belki Kibariye'nin annesinin "şöfer"i gibi telaffuz ediliyor olabilir. Buradan da anlaşılıyor ki Kibariye'nin annesi oldukça bilgili. :)

Amiral Kelimesinin Hikâyesi  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Hepinizin de bildiği üzere Peygamberimiz öldükten sonra yerine halife olarak Hz. Ebû Bekr'i bıraktı. Hz. Ebû Bekr'den sonra Hz. Ömer onun yerine geçti ve kendisini "İnananların Kumandanı" yâni "Amir-el mü'minin" ilân etti. Sonraları bu kumandan yâni "amir (emir)" ünvanı herkes tarafından kullanılmaya başlandı. Maliye Bakanı'na "amir-el ahgal" dendi, daha sonra ortaya "amir-el alam" yâni "sancakların kumandanı" ve "amir-al haj" yâni "hac kumandanı" gibi ünvanlar çıktı.

Çağın Hristiyan yazarları da bu "amir-al" kelimesinin tek bir kelime olduğunu yani "amiral" olduğunu sandılar. Daha sonra İngiliz yazarlar indinde "am"la başlayan bu kelime, "adm" ile başlayan Lâtince kelimenin ecnebiler tarafından garip bir şekilde hecelenmesi idi. Ama ortada büyük bir gariplik var. Tamam her ne kadar şuandaki anlamı "deniz generali" de olsa kökenine baktığınızda garipliği göreceksiniz. Mesela "Amiral Hilmi" dediğimizde kelimenin köken anlamına göre incelersek "Hilmi'nin Kumandanı (Emiri)" anlamı çıkıyor. Oysaki kumandan olan normalde Hilmi zaten.

Bu kelime dilimize Fransızca'dan geçmiş. Yani Arapça'dan Latince'ye, Latince'den Fransızca'ya, Fransızca'dan da bize geçmiş. Türk donanmasında 1934 yılında kullanılmaya başlanmış.

Şık Kelimesi Hakkında  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Dedim ya hani Roberto hocamız sınıfta Kelimelerin Soyağacı'ndan bahsedince sınıftaki arkadaşlar da çeşitli kelimeler sormaya başladılar bana. Bunlardan bir tanesi de "şık" kelimesi. Kelimeyi soran da sınıfımızın iyilerinden, hatta en iyisi olan, aynı zamanda benim de kankam olan Ebru. Buradan sevgilerimi yolluyorum.

"İyi giyimli" ve "becerikli, hünerli" olmak üzere iki anlama gelen "şık" kelimesi de dilimize Fransızca'dan geçmiştir. Fransızcası "chic" olan kelimeyi daha çok birinci anlamı olan "iyi giyimli" mânasında kullanırız. Açıkçası araştırmadan önce "hünerli" anlamında kullanıldığını bilmiyordum. Ben de yeni öğrenmiş oldum.

Kankam, umarım faydalı olmuştur.

Türkiye Çanakkale Okuyor.

Üniversite Kelimesi Hakkında  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Üniversite kelimesi dilimize Fransızca'dan girmiştir. Fransızcası "université" olan kelimenin iki anlamı vardır. Ama günümüzde sadece bildiğimiz anlamı kullanılmaktadır. Zaten birnci anlamdan doğan ikinci anlam birinci anlamın yerini almıştır. Biraz karışık oldu ama alta anlamlarını yazınca anlayacaksınız.

İlk olarak "lonca, tüzel kişilik, birlik" anlamlarına gelmekteydi. Daha sonra da 13. yüzyılda Paris, Oxford ve Cambridge'de öğrenci ve öğretim üyelerinin haklarını korumak üzere kurulan loncalara verilen ada da "üniversite" denilmiş. Böylece de "üniversite" ismi sadece öğrenci ve öğretim üyelerinin loncasıyla sınırlanmış olmuş. Umarım yukarıda bahsettiğimi burada açıklayabilmişimdir.

Dilimize Fransızca'dan geçtiğini belirtmiştim yukarıda. Fransızca'ya da gene aynı anlama gelen Orta Latince'deki "universitas"tan geçmiş. Orta Latince'ye ise "tüm, genel" anlamlarına gelen "universus"tan geçmiştir.



Türkiye Çanakkale Okuyor.

Hoparlör Kelimesinin Kökeni  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:


Blogdaşlarımın sordukları kelimeleri en kısa sürede araştırıp buraya yazmaya çalışıyorum. Betül de bir kelimeye takılmış ve araştırmamı istemişti. Başlıktan da anladığınız üzere bu kelime "hoparlör" kelimesi.

Bu kelimenin telaffuzunda çoğumuz sanırım yanlışlık yapıyoruz. "Hoporlör" diyenlerin sayısı oldukça fazla. Google'a "hoporlör" diye "o" ile yazınca 9.400 sonuç çıkıyor ki bu da azımsanacak bir rakam değil. Google, Türkçe'yi bizden iyi biliyor. Hoporlör yazınca direk "Bunu mu demek istediniz? Hoparlör" diye yazı geliyor. Neyse ben daha fazla uzatmadan kökenini yazayım hoparlörün.

Hoparlör kelimesi Fransızcası "haut-parleur" dur. Bizdeki hâli ise işte bu kelimenin okunuşudur. Yani bu hoparlör kelimesi de dilimize Fransızca'dan geçmiştir. "Haut", "yüksek" anlamına, "parleur" ise "konuşan" anlamına gelmektedir. Yani "yüksek konuşan, ses yapan" anlamları içermektedir. İngilizce'deki "loudspeaker" ve Almanca'daki "lautsprecher" de bu anlamları taşımaktadır.

Rutin (Olağan) Kelimesinin Kökeni  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Blogdaşlarım sayesinde ne yazsam diye düşünmeme gerek kalmıyor artık. Anjelik nickli blogdaşım "rutin" kelimesinin kökeni hakkında araştırma yapmamı istemişti benden.

Alışkanlıkların dışına çıkmayan, kalıplaşmış anlamındaki "rutin" kelimesi maalesef ki gene dilimize Fransızca'dan geçme bir kelime. Fransızcası "routine".

Bu "rutin" kelimesi hakkında araştırma yaparken Şebnem Bursalı'nın Yeni Asır Gazetesi'nde 2001'de o zamanın Meclis Başkanı Ömer İzgi'nin ne kadar Türkçesever bir başkan olduğunu anlatmak için karşılaştığı bir olayı yazmış. Ben de sadece "rutin" ile ilgili olan kısmını buraya alıyorum.

"...İzgi, şu günlerde fazla mesai yapan Meclis'in yoğun gündemine rağmen bu hassasiyetini hiç unutmuyor. Nitekim, Perşembe günü gazetecilerle sohbeti sırasında odaya giren Özel Kalem Müdürü Fatih Ören, Başkan'a "rutin imzalar" getirdi. Ören'in getirdiği dosyaları tek tek inceleyerek imzasını atarken de kafasına takılan şeyi söyledi Başkan İzgi, "Fatih Bey. Rutin kelimesi Türkçe değil. Onun yerine başka bir kelime bulalım."
Bunu söylerken bir yandan da düşünüyordu. Nitekim, rutin yerine kullanılacak Türkçe kelimeyi bulmakta gecikmedi Başkan İzgi: "Siz bundan sonra rutin imzalar yerine olağan imzalar deyin rica ederim. Olur mu?"..."

Halkın İktidarı Demokrasi  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:


Blogumu takip eden az sayıdaki blogdaşlarımdan Gazoz, demokrasi kelimesini incelememi istemişti. Sanırım Gazoz'un kastettiği inceleme biraz siyâsî yönden bir inceleme ancak ben sadece kısaca anlamını yazacağım ve kökeni hakkında bulduklarımı ekleyeceğim.

Demokrasi kelimesi "halkın iktidarı" anlamına gelmektedir. Dilimize Fransızca'daki "démocratie" den girmiş olan bu kelimenin asıl kökü Yunanca'ya dayanmaktadır. Yani Fransızca'ya da Yunanca'dan geçmiştir. Eski Yunanca'da "démos", "halk, ahâli" anlamlarına "kratés" ise "güçlü, iktidar sahibi" anlamlarına gelmektedir.

Günümüzde ne kadar uygulanıyor bu "demokrasi" kavramı bunu buraya yazıp blogun temasının dışına çıkmak istemedim. O yüzden sadece anlam ve kökeni hakkında durdum.

Bol "demokrasili" günler hepinize!

Gündem Maddesi Türban  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Şu andaki gündem maddesi biliyorsunuz ki "türban" meselesi. Ben de bu vesileyle "türban" kelimesinin kökenini incelemek istedim.

Türban kelimesi gibi siyâsetle orantılı giden başka bir kelime bilmiyorum ben. Türban kelimesi 1920'li yıllarda Batı'da moda olan bir tür sarığın ismine verilen bir admış. Ancak Türkçe'de o yıllarda hâlâ böyle bir kelime yokmuş. Türkçe'deki tam anlamını 1980'li yıllardan sonra gene siyaset sebebiyle kazanmış. Bir tür başörtüsüne türban denilmiş.

1980'li yıllardan önce yukarıda da belirttiğim gibi "türban" diye bir kelimeye sözlüklerimizde rastlamak mümkün değil.

Anlam olarak incelediğimiz türbana etimolojik olarak bakarsak Farsça'daki "dulband" kelimesinden dilimize "tülbent" olarak geçmiş. Biliyorsunuz "tülbent" genelde Anadolu'da hanımların örtündüğü bir başörtüsü. Diğer isimleri "yazma" ve "çember" benim bildiklerim. Neyse daha sonra Fransızlar bu "tülbent" kelimesini bizden almışlar ve kendi dillerine "turban" olarak geçirmişler. Anlam olarak da "Türk sarığı" vermişler. Daha sonra 1980'li yıllarda siyasetteki başörtüsü tartışmalarına bir alternatif olarak "türban"ı getirmişler ve böylece şu anda üzerinde hâlâ tartıştığımız "türban meselesi"yle Türk halkı tanışmış olmuş.

"Okul" Bize Ne Kazandırdı?  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi: ,


"Yüzyıllar önce aramıza katılmış, milliyetimizi kabul etmiş "mektep" kelimesi yerine Fransızca "école"den bozma "okul"u getirmekle ne kazandık? Hiçbir şey. Bilâkis, çok şey kaybettik. Mektep, içinde tarih yatan heybetli bir kelime idi. "Mektep" kelimesi tanzimattan önceki zamanda da vardı. "Mekteb-i Sıbyan" diye mahalle mektepleri için kullanılırdı. Tanzimat, o kelimeyi mahalleden aldı, "rüştiye"ye, "îdâdi"ye, ve "dârulfünûn"a çıkardı. "Mektepli", "medreseli" denilince gözümüzün önünde "garplı" ve "şarklı" diye iki ayrı kültürü temsil eden iki tip gelirdi. Onun yerine okul, hayır. "Mektep"te bir bayrak gibi bir asırlık Batılılaşma hareketinin nuru dalgalanıyordu. Benim neslimin insanlarının, ilk mektepte iken "Daha dün annemizin kollarında uyurken bugün mektepli olduk" diye şarkısı bile verdi. Evet okul dilimize, kültürümüze ne kazandırdı?"


diye soruyor bizlere "Türkçe Bilen Aranıyor" adlı eserinde Nejat Muallimoğlu...

Tek Mumlu Duvar Lambası: Aplik  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:


Ziyaretleriyle ve yorumlarıyla blogumu şereflendiren büyük blogculardan biri olan edasuner, araştırmam için bana bi kelime ödevi verdi. :) Aslında ben bu kelimeyi daha önce duymamıştım bile. Yani anlamını bile bilmiyordum. Ama biraz araştırdıktan sonra hem anlamını hem de kökenini buldum.

Sevgili edasuner'in verdiği kelime "aplik" kelimesiydi. Benim gibi câhil olanlar varsa ben önce anlamını yazayım. "Aplik", tek mumlu duvar lambasına verilen isimmiş. Dilimize "abajur"da olduğu gibi Fransızca'dan geçmiş. Fransızca'da özellikle süs, kuyumculuk terimi olarak kullanılan, "bir şeyin üzerine katılan ve eklenen şey" anlamına gelen "applique" kelimesinin okunuşunu dilimize geçirmişiz.

Yabancılardan aldığımız kelimeleri gördükçe canım sıkılıyo ya. Hiç mi Türkçe bir kelime yok. Etrafta bütün marka isimleri İngilizce, korkarım yakında Türkçe diye bir dil kalmayacak.

Dilimize sahip çıkalım lütfen!

Işık Kısar: Abajur  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:


Bloga birşeyler yazmasam içim rahat etmiyo nedense ya. En iyisi ben hemen kısacacık birşeyler yazıp yarınki Roberto'nun sınavına çalışayım.

Bu yazımda ele alacağım kelime abajur. Dilimize Fransızca'dan geçen kelimelerden biri olan abajur kelimesinin Türkçe karşılığı başlıkta da yazdığım gibi "ışık kısar" demek. Fransızca'sı "abatjour" olan bu kelime "kısmak" fiili olan "abattre" nin çekiminden gelen "abat" ve "gün, ışık" gibi anlamlara gelen "jour" kelimelerinin birleşmesiyle oluşan bileşik bir isimdir.

Hadi bana duâ edin de bütünlemelere kalmadan şu dersi geçeyim. :)

Sobelemek Sözcüğü Hakkında  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Yazıma başlamadan önce Blograzzi'ye beni günün blogu olmaya lâyık gördükleri için çok teşekkür ediyorum. Bloglar âlemine yeni katılmama rağmen (35 gündür yazıyorum) günün blogu seçilmem beni çok mutlu etti.
Neyse ben Blograzzi'den aldığım bu gazla Sevgili Kesmeşeker'in diğer merak ettiği kelime olan "sobelemek" hakkında bir şeyler yazayım.

"Sobe" terimi herkesin bildiği gibi saklambaç oyununda kullanılan bir terim. Ender bulunan etimologlardan biri olan Sayın Sevan Nişanyan'ın belirttiğine göre Latincesi "salvus", Orta Latincesi "salvare" ve Fransızcası "sauver" olan "kurtarmak" fiilinin Fransızca'daki "kurtuldu, kurtarıldı" anlamına gelen "sauvé" den dilimize geçmiş olabilir.

Ben de Sayın Nişanyan'a bu konuda katılıyorum. Biliyorsunuz eskiden ülkemizde yabancı dil olarak Fransızca eğitimi veriliyordu. İşte bu dönemlerde dilimize geçmiş olabilir. Zaten Fransızca bilenler bilir, Fransızca telaffuzu çok zor olan bir dil. O yüzden bizim saklambaç oynayan çocuklarımız da telaffuzu zor olan bu kelimeyi "sobe" diye kolaylaştırıp Türkçemiz'e kazandırmışlardır.

Her ne kadar günümüzde farklı anlamlarda (basmak, yakalamak gibi) da kullanılsa "sobelemek" fiili de saklambaç oyununun bir terimi olan "sobe"den dilimize geçmiştir.

Önüm, arkam, sağım, solum Sauvé!

Clicky Web Analytics