81 il 81 hikâye projesinde sıradaki ilimiz İçel, nâm-ı diğer Mersin. Birçoğumuz Mersin ismini kullanır ama resmiyette İçel ilin adıdır, Mersin ise merkez ilçenin adıdır.
Ben bu iki ismin de kökenlerini açıklayıcı nitelikte olan TURKAV (Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı) başkanı Necip Bingöl' ün 12.06.2002 tarihinde, mecliste tartışılan “İçel ismi Mersin olarak değiştirilsin!” kampanyasına cevaben yayımladığı basın bildirisini buraya alıyorum. Böylece hem İçel ve Mersin isimlerinin kökenlerini hem de İçel isminin neden tercih edilmesi gerektiğini anlarız. Buyrun Başkan Bingöl'ün yazısı:
"
Sayın Basın Mensupları, Saygıdeğer Arkadaşlarım,
Uzun bir süreden beri şehir gündemimizi ve dolayısıyla şehrimizle ilgili olarak Yüce Meclisimizi de meşgul eden “İçel ismi Mersin olarak değiştirilsin !” kampanyasına, kamu çalışanları olarak biz de görüşlerimizi sunarak katkıda bulunmak, daha sağlıklı kararlar alınmasına yardımcı olmak düşüncesiyle, bu açıklamayı yapıyoruz.
Sayın Basın Mensupları, Malazgirt Zaferi’yle bize yurt olmaya başlayan Anadolu’da, Türkçe olan yer isimleri, bizim için birer tapu mahiyetindedir. Ata yadigârı olan bu isimler, Millî kültürümüzün önemli bir belgesidir. Bölgeye ismini veren İçel, yaklaşık 500-600 yıllık bir maziye sahip Türkçe bir kelimedir. Karamanoğlu Devleti’nin son günlerinde İç İl adını almış, Osmanlı döneminde İçil Sancağı, Cumhuriyet döneminde de İçel vilayeti olmuştur.(1) Karamanoğlu Devleti Reisi Sultan II. İbrahim, ölmeden önce oğulları arasında taht kavgaları başlamıştı. O zaman büyük oğlu İshak Bey, Silifke valisi; diğer oğlu Pir Ahmet Bey, Konya valisi idi. Sultan II. İbrahim’in 1464’te ölümünden sonra oluşan anlaşmazlığın üzerine Karamanoğlu Devleti’nin toprakları Toroslar sınır olmak üzere 2’ye ayrıldı. Konya tarafına Ova İl; Akdeniz tarafına da İç İl dendi ve İshak Bey’de kaldı. Ova İl isminin hiç kullanılmamasına karşılık İç İl veya İçel ismi 550 seneden beri Güzel Türkçe’mizin abidelerinden biri olarak yaşamaktadır.(2)
Sayın basın mensupları, bilindiği gibi Mersin isminin etimolojisi hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, yaygın kanaat olan, “yaz ve kış yaprağını dökmeyen, kendine has kokusu ve meyvesi bulunan bitki topluluğu”dur. Kelime bu anlamıyla Arapların hambales dedikleri; myrtus-murt-mersin ağacıdır. (3) Kelime köken olarak Yunanca’dır. Ancak mersin kelimesi bu anlamıyla yani meyve olarak hiçbir zaman kullanılmamıştır. Onun yerine murt tercih edilmiştir. “Ye murtunu, sür çiftini.”, “Murt gibi parası var.”, “Adamda para murt gibi” deyim ve atasözleri bunun ifadesidir.
İkinci olarak, bir Türkmen aşiretinin isminden geldiği ifade edilmektedir. Bilindiği gibi Mersin Oğlu veya Mersinli denilen bir Türkmen aşiretinin varlığı, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde dile getirilmektedir.(4) Bu şekliyle Trabzon, Aydın, Çanakkale, Manisa, İzmir illerinde Mersin adlı toplam 8 köyün varlığı bilinmektedir. Buralarda murt yetişmediğine göre ismin Türkmen aşiretinden geldiği daha inandırıcıdır. Ancak, bu aşiretin bölgemizde bir kolu olmadığı Osmanlı belgelerine dayanılarak ispatlanmıştır.(5). Buna karşılık bölgede daha önceleri Mersinoğlu köyünün bulunduğunu iddia edenler de olmuştur. (6)
Üçüncü olarak Mersin ismi, bir efsaneye göre Kıbrıs kralının kızı MYRNA’dan gelmektedir. Efsaneye göre tanrıça Afrodit’in lânetine uğrayan Myrna, babasına âşık olmuş ve onun yatağına girmiş. Kral yatağına girenin kızı olduğunu görünce kılıcını çekerek, onu öldürmek istemiş. Ancak tanrılar kıza acımışlar ve onu yaşadığımız bu kıyılara çıkarmışlar. Beldemizin adı da bundan dolayı Mersin olarak kalmış. (7)
Eski Yunanlılar ve Romalılar Adana ve İçel illerine bulunduğu bölgeye Kilikya derlerdi. 1840’da Tarsus ilçesi, Gökçeli bucağına bağlı bir köy olan Mersin’in yerleşime açılması 1860’larda başlamıştır. 1865’te kaza, 1894’te Adana vilayetine bağlı Tarsus’la beraber sancak olmuştur. 1915’te mutasarrıflık olan Mersin, 1924 tarihinde il olmuştur. 1933 yılında merkezi Silifke olan İçel vilayeti lağvedilerek, Silifke, Anamur, Gülnar, Mut ilçeleri de Mersin’e bağlanmış ve il ismi o günden beri İçel olarak kullanılmaktadır.
Sayın Basın mensupları, Değerli Arkadaşlarım, bu tarihi ve etimolojik bilgilerin ışığında gelinen noktada İçel isminin kaldırılarak, Mersin olarak değiştirilmesi teklif edilmektedir. Biz bu görüşe katılmıyoruz. Özelikle bazı ticari ve ekonomik endişelerden kaynaklandığı iddia edilen iki isimliliğin meydana getirdiği sıkıntı ileri sürülerek, önemli bir millî kültür katliamına sebep olunmaktadır. Türkçe’nin üzerinde son yıllarda oynanan oyunların, devletimizi ve milletimizi hangi felaketlere sürükleyeceğini görmemek mümkün değildir. Türkçe, bizim varlık sebeplerimizden birisidir. İş yerlerimize, televizyonlarımıza, gazetelerimize, dergilerimize, yemeklerimize, günlük konuşmalarımıza, düşüncelerimize … kısaca hayatımızın her bölümüne sokulmaya çalışılan yabancılaşma oyununa dikkat etmek gerekir. Turistik bölgelerdeki yer adlarının Yunancası’nın yazılması acaba hangi devlette görülmektedir? Bu tür girişimler Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstiklâlini kurtarmasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır.” sözüne ters değil midir?
Biz, İÇEL isminin kalmasından yanayız. İÇEL ismi mutlaka korunmalıdır. Tabii Mersin isminin de… Ancak, ille de tek isim olsun denecekse İÇEL ismi kalsın, görüşündeyiz.
Kamu oyuna saygıyla duyurulur.
Necip BİNGÖL
Başkan
1-Türk Ansiklopedisi (cilt 20, s.21) 2-İçel İsmi Üzerine (Doğan Altay-İçel Kültürü) 3-Ata Yadigarı İçel İsmi’nin Değiştirilmesini İstemiyoruz (Ragıp Memişoğlu- İçel Kültürü) 4-Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Cilt 13, s.189-1971 Baskısı) 5-Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler (Cevdet Türkay,s.584-1970) 6-İçel Tarihi (Faik Uğuz cilt:2 s.18) 7-Dünden Bugüne Mersin (Av.H.Şinasi Develi-1990-s.54)"