Sarı Çizmeli Mehmet Ağa  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Önce, Barış Manço'ya rahmetle şu mısraları okuyalım:

Yaz dostum! Yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum! Garipleri giydir ipek şal ile
Yaz dostum! Öksüz görsen sar kanadın, kolunu
Yaz dostum! Kimse göçmez bu dünyadan mal ile

Yaz tahtaya bir daha
Tut defteri kitabı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
Bir gün öder hesabı

Evet! Hesabı ödemeyen Sarı Çizmeli'nin hikâyesi şöyle:

Sarı çizmenin moda olduğu bir zamanda, İzmir eşrafından birisi, uşağını çağırıp tembihlemiş:

- Bak a efendi! Aydın'dan Mehmet Ağa isminde birisi gelecek. Harman zamanında sarı çizme alması için on dört akçe vermiştim. Borcunun vadesi geldi, bugün defterden borcunu sildim. Şimdi faytona bin, doğru istasyona! Uzun boylu, orta yaşlı, efe bıyıklı biridir, hemen tanırsın.

Uşak istasyona varmış. Tren boşalmaya başlamış. Bir müddet, tarife uygun adam aramışsa da nafile. Bari çizmesinden tanıyayım diye bu sefer ayakları izlemeye başlamış. Ne var ki sarı çizmelerden giyen giyene. Nihayet çaresizlik içinde en benzettiği kişiye seslenmiş:

- Mehmet Ağa! Bizim bey seni konakta bekliyor.

Tesadüf bu ya, sarı çizmeli adamın adı Mehmet olup Aydın'da kendisini ağa diye çağırırlarmış. Beraberce konağa varmışlar. Bey bakmış ki gelen sarı çizmeli ile onun borçlusu Mehmet Ağa arasında bir benzerlik yok. Elindeki defterin alacak hanesine bir yandan Mehmet Ağa'nın adını yeniden yazarken, diğer yandan uşağı paylamaya başlamış.

Nihayet uşak:

- Bey, demiş, burası koca bir şehir, sarı çizmeli de çoktu; Mehmet Ağa da. Seninkini yaz deftere bir daha!

Bu hikâye halk arasında yayıldıktan sonra, kim olduğu, ne olduğu belli olmayan birisinden bahsedilirken "Sarı çizmeli Mehmet Ağa" deyimi kullanılmaya başlanmıştır.

Benzer Yazılar



Widget by Scrapur
Bu yazı Pazar, Nisan 06, 2008 tarihinde yazıldı ve kategorisine eklendi. . Yorumları takip etmek isterseniz Yorum Aboneliği İçin Tıklayınız! .

30 yorum

bu gerçekten çok güzelmiş, bir de her sakallıyı deden sanma derler, onun hikayesinide bekliyoruz artık:)

06 Nisan 2008 Pazar 23:42

Bulabilirsem neden olmasın tabiki de yazarım Evrim...

07 Nisan 2008 Pazartesi 00:16

Teşekkürler:))

07 Nisan 2008 Pazartesi 00:22

Recep Hilmi bizde belirsiz ucu g�r�nmeyen isler icinde kullan�l�r bu s�z .Hikayesi ne guzelmis.Sagol..

07 Nisan 2008 Pazartesi 01:40

Sen de sağol İlham Perisi.

07 Nisan 2008 Pazartesi 08:44

vay be... hoş. rahmetli barış manço'nun en sevdiğim şarkılarından biriydi bu. her gün ne güzel şeyler öğreniyorum sayende.
ben de ısmarlama yapabilir miyim? "halt etmek" "halt yemek" nerden gelmiştir recep hocam ?

07 Nisan 2008 Pazartesi 21:41

Allah rahmet eylesin. Barış Manço'nun "halhal" diye de bir şarkısı vardı hani. Halhalı da severim, güzel takıdır. Merak ederdim hep nereden geldiğini...

Demem o ki, benim istek şarkım "halhal". Benim şarkıyı da sıraya alır mısın?

07 Nisan 2008 Pazartesi 21:43

"Halt" kelimesine bakarak bir şeyler yazmaya çalışırım sevgili Çilek.

Sizin şarkınızı da listeme ekledim sevgili Kabak Meltemi...

07 Nisan 2008 Pazartesi 21:55

aa çok güzel bir hikayesi varmış Syn Mançoda ne kadar güzel şarkılara imza atmış ... yüreğinize sağlık bilgilerinizie hep takip ederim.çok istifade ediyorum

08 Nisan 2008 Salı 00:22

Böyle olumlu yorumlar almak çok sevindiriyor beni. Teşekkürler ilginiz için...

08 Nisan 2008 Salı 00:26

Barış Manço'yu rahmetle anıyorum söz yazma kabiliyetini en iyi gösterdiği şarkılardan biri de bu şarkı

ayrıca ilk kez duyuyorum hikayesini de, güzelmiş senin anlatımında eklenince çok hoş olmuş teşekürler ;)

08 Nisan 2008 Salı 00:31

İlk edebiyat kitabında okumuştum bu hikayeyi... O zamana kadar böyle deyimlerin hikayesi olduğunu bile bilmiyordum ben=) Çok güzel bir hikaye ama iyki eklemişsin buraya

08 Nisan 2008 Salı 02:29

Sevgili Yasemin, yazı İskender Pala'ya ait. Ben bazı değiştirmeler yaptım sadece. Yan tarafta kaynakları belirttiğim için yazıların altına koymaya gerek duymadım.

Bunun gibi bildiğin deyim hikâyeleri varsa gönder de yayımlayalım Kaldırım Çocukları...

08 Nisan 2008 Salı 08:26

Hikayesi de , şarkısı da güzel..Verdiği öğütler de...barış manço'yu rahmetle anıyoruz bu vesile ile..

08 Nisan 2008 Salı 09:24

ben o kadar çok kullanırım ki bu deyimi. Ama artık kullanırken daha anlamlı. Sevgiler bıraktım.

08 Nisan 2008 Salı 11:11

Barış Manço'nun anlam ifade etmeyen, saçma sapan şarkıları yok hiç, ben duymadım hiç Burraakk...

Saygılar benden size sayın Lale Hanım...

08 Nisan 2008 Salı 11:50

Çok şeker;)

08 Nisan 2008 Salı 16:15

Şeker olan ne Ev Perisi?

08 Nisan 2008 Salı 16:59

Bu ve nice sarkilari Baris Manco'nun Türkce konusunda ne kadar yetili oldugunu da gösteriyor. Cok dolu dolu bir insandi, sayende anilmis oldu.

Bir de nedense sari cizmeler bana hep su plastik sari cizmeleri cagristiriyor, hani bahce islerinde giyilen özellikle. Kaytan biyikli, aga gibi bir aga ve sari plastik cizmeler!! Silemiyorum bu imaji kafamdan bir türlü :))

Istek aliyormussun gibi bir hisse kapildim yorumlardan ;) Vizeler, finaller, teslimler de seni bekler aslinda. Cok bogmazsa seni, bir istek de ben yapayim DENSIZ kelimesi ile :) Ama sabirla beklerim, hic acelem yok...

08 Nisan 2008 Salı 17:56

Bende de aynı imge oluşur sarı çizme dendiği zaman.

Densiz kelimesini de en kısa sürede yazmaya çalışırım sevgili Ayçobanı...

08 Nisan 2008 Salı 20:44

hep söylerdik de hikayesinin böyle olduğunu bilmezdik. teşekkürler.gercekten bilgilendiri oldu.

08 Nisan 2008 Salı 23:25

Rica ederim ben teşekkür ederim Seyyah Büşra...

09 Nisan 2008 Çarşamba 00:08

Rahmetli Barış Manço'nun bu şarkısını da tıpkı diğerleri gibi çok severdim.
Hikayeyi öğrenmek güzeldi, teşekkür ederim.

09 Nisan 2008 Çarşamba 15:01

Rica ederim Prenses, asıl ben teşekkür ederim...

09 Nisan 2008 Çarşamba 15:20

Bunu bile bildiğimi unutmuşum ben okuyunca hatırladım:P ama aklıma gelirse yollarım

10 Nisan 2008 Perşembe 02:30

Anlaştık o zaman Kaldırım Çocukları...

10 Nisan 2008 Perşembe 09:01

Eline sağlık :)

Güzel bilgilendirme olmuş...

Barış abimize de Allah'tan gani gani rahmet dilerim :(

11 Nisan 2008 Cuma 15:42

Teşekkürler Altuğ Koç, ziyaretin ve yorumun için...

11 Nisan 2008 Cuma 15:47

Çok güzelmiş ... Çok hoşuma gitti. Demek kimmden bahsedildiği bilinmeyince, sarı çizmeli memet ağa desek yanlış olmayacak.

Ben de bi istekte buluncam, ( ki bulursam ben de yollarım ) "kendini fasulye gibi nimetten sanmak" hikayesi var mıdır acaba?

Geçenlerde bi yerde yemek yiyecek olduk, arkadaşım yemekte ne olduğunu sordu, delikanlı da "Kendini nimetten sanan" dedi :) Tabii ki nimet ve çok sevdiğimiz bir yiyecek. Ama çok hoşuma gitti çocuğun esprisi :)

18 Mayıs 2008 Pazar 19:13

Bunu ben de araştırırım, bu konuda uzman olan Oğuz Oda'ya da sorarım. Ayrıca bu konulara ilgi duyuyorsanız blogumuzda yazmanız bize gurur verecektir...

18 Mayıs 2008 Pazar 19:47

Yorum Gönder

Eğer sizden sonra yapılan yorumları takip etmek istiyorsanız aşağıda bulunan "Yanıt yorumlarını mail adresime gönder" seçeneğini aktif hâle getiriniz.

Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...

Clicky Web Analytics