Ateş Pahası Deyimi  

Yazının Sahibi: Recep Hilmi Tufan Kategorisi:

Vaktiyle Osmanlı hükümdarlarından biri maiyetiyle avlanmaya çıkmış. Bir ceylanın peşinden koşarken, vakit bir hayli ilerlemiş ve gün batmaya yüz tutmuş. Bu sırada gök kararmış, ortalığı şiddetli bir rüzgâr ve ardından da savruntulu bir yağmur bastırmış. Hünkâr ve adamları, en yakın kulübeye kendilerini zor atmışlar.
- Ağa, demiş, ateş iyiydi, şimdi pahasını verin!
Meğer sığındıkları kulübe odunculuk yapan bir garibe aitmiş. Adamcık onları içeri almış. Sultan her ne kadar adamı tedirgin etmemek için kim olduklarını söylememiş ise de oduncu durumu kavramış ve ocağa büyük odunlar atıp kulübeyi iyice ısıtmış. Dışarıda hem ıslanıp hem üşüyen padişah ve adamları bu durumdan pek memnun kalmışlar ve geceyi orada rahatça geçirmişler. Hatta bir ara hünkâr:

- Doğrusu şu ateş bin altın eder, diye söylenmiş.

Ertesi gün yola çıkacakları vakit, padişah oduncuya sormuş:

- Efendi, bizi ihya ettin, harlı ateşin sayesinde geceyi pek rahat geçirdik. Söyle bakalım borcumuz ne kadar?

Oduncu, fırsatı değerlendirmenin zamanıdır deyip rayici yüksek tutmuş:

- Bin altın beyzadem!

Vekilharç hemen atılmış:

- Ne masraf ettin ki bin altın istersin bre densiz?

- Sabaha kadar ateşi aynı kıvamda tuttum. Böyle dağ başında bu ateş az bulunur.

- Ama ateş bu denli pahalı mıdır?

O sırada padişah vekilharcına dönüp:

- Ağa, demiş, ateş iyiydi, şimdi pahasını verin!

Oduncunun bu tavrı halk arasında şüyû bulunca, değerinin üstünde fiyat biçilen şeyler hakkında "ateş pahası" denilmeye başlanmış ve giderek deyimleşmiş. Umulana göre çok pahalı bulunan fiyatlar hakkında bugün dahi "ateş pahası" denir.

İskender Pala / İki Dirhem Bir Çekirdek' ten...

Benzer Yazılar



Widget by Scrapur
Bu yazı Cuma, Nisan 18, 2008 tarihinde yazıldı ve kategorisine eklendi. . Yorumları takip etmek isterseniz Yorum Aboneliği İçin Tıklayınız! .

20 yorum

artık 'ateş pahası' deyimini daha anlamlı söyleyebiliriz

18 Nisan 2008 Cuma 12:07

Vay be bayıldım bu hikayeye.

18 Nisan 2008 Cuma 12:55

Evet bir şeyin anlamını bilerek kullanmak daha farklı bir şey Nnevv...

Ayıltalım mı profesör?

18 Nisan 2008 Cuma 14:55

Bende hep ateş pahası deyiminin el yakıyor gibi birşey olduğunu sanırdım :)) Teşekkürler kardeşim sayende yine bilgilendik :) Bu arada sayfana yeni şeyler eklenmiş ablalardan kaçmaz ;) Çok güzel olmuş ellerine sağlık

18 Nisan 2008 Cuma 16:27

Sen sık gelmezsen göremezsin ablacığım. Ben sık güncellerim. Kaçırma pişman olursun :)

18 Nisan 2008 Cuma 16:35

Kitabı okumuştum, şimdi tekrar okumak güzeldi. =) Ne kadar güzel bir tarih/kültüre sahibiz.Yazık bunun farkında olmayanlara, okumayanlara.

19 Nisan 2008 Cumartesi 10:28

Çok haklısın sevgili Desdemona. İskender Pala gerçekten güzel yazıyor kültürümüzü, tarihimizi...

19 Nisan 2008 Cumartesi 11:34

Bayiliyorum bu bloga, bu kadar mi yararli olunur?! tekrar seni bulduguma (sen beni buldun gerci) cok sevindim. Her yazi ayri degerli. Bravo Recep!

19 Nisan 2008 Cumartesi 17:43

Eheh, bu da güzel bir hikâyeymiş. Kültürel anlamda ne kadar zengin bir milletiz aslında... Yüzyıllar evvel geçen bir diyalogtan günümüze kadar gelen kalıp sözcükleri kullanabiliyoruz.

19 Nisan 2008 Cumartesi 22:03

Teşekkürler doping etkisi yaratan yorumun için Açalya...

Çok haklısın Altuğ Koç ama maalesef bugünlerde o zenginliği kaybediyoruz artık...

19 Nisan 2008 Cumartesi 22:46

Evet ben de bu "ateş pahası" deyiminin "el yakacak kadar pahalı" gibi mecazi bir anlam taşıdığını düşünüyordum.
Bu arada yukarıda da söylendiği gibi bu blog gerçekten çok yararlı. Bana öyle geliyor ki içerik bir süre daha aynı hızla genişlemeye devam ederse, kesinlikle ödüllü bir blog olur çıkar. Övmek için söylemiyorum, düşüncem budur.

20 Nisan 2008 Pazar 11:53

Çok teşekkürler Cevval Portakal. Bu arada Blog Ödülleri'nden mail geldi. 6 aylık arşivim olmadığı için çıkarmışlar beni :(

20 Nisan 2008 Pazar 12:34

anlamını yanlış bildiğimiz bir deyim daha..doğrusunun hikayesi de güzelmiş.
Blog ödüllerine katılmasan da ,blog unda işlediğin konu ile , o ödülü gerçekte çoktan haketmiş olduğunu düşündüğüm başta gelen bir kaç blogdan birisin..Mesela , Bir diğeri de "Efsaneler-Destanlar "

20 Nisan 2008 Pazar 16:34

Efsaneler-Destanlar blogundan kastınız bizim 3K 'nın blogu mu acaba? Keşke link verseydiniz...

Teşekkürler. Böyle düşünmenize çok sevindim...

20 Nisan 2008 Pazar 18:05

Evet..
Efsaneler....Destanlar...Şiirler
gerçekten güzel şeyler yapıyor

20 Nisan 2008 Pazar 18:22

ne hoş bir hikayeydi . Sayende kelmeler artık daha da bir anlamlı. Bak aslında bu ra da daha bi anlamlı yazacaktım ama tam o sırada şşşt Lale burası Recephilmi'nin sayfası dedim. Sevgiler sana

20 Nisan 2008 Pazar 18:27

Evet 3K gayet güzel yazıyor.

Lalenin Bahçesi diyorsun ki bu çocuk sayesinde eninde sonunda öğreneceğiz bir şeyler :)

20 Nisan 2008 Pazar 18:47

Ya bizim tarihimiz acayip zengin... Bazen aklıma estikçe taa Hunlar'a kadar karıştırıyorum, süper olaylar çıkıyor karşıma.
Bazen diyorum Hun Türkleri zamanında yaşayıp savaşçı olmak varmış... Şimdi garip geliyor ama büyük bir ihtimalle adamlar savaşırken zevk alıyorlardı ya...

21 Nisan 2008 Pazartesi 22:40

Bir de burdaki Osmanlı hükümdarının kim olduğunu bilsek iyi olurmuş...

21 Nisan 2008 Pazartesi 22:42

Vallahi altında da yazdığım kaynakta yazmıyordu ya Geyik Mühendisi...

21 Nisan 2008 Pazartesi 22:56

Yorum Gönder

Eğer sizden sonra yapılan yorumları takip etmek istiyorsanız aşağıda bulunan "Yanıt yorumlarını mail adresime gönder" seçeneğini aktif hâle getiriniz.

Yorumunuz için şimdiden teşekkürler...

Clicky Web Analytics