
"Akademik bir şekilde değil de, sadece tesadüfî olarak 1932'de kurulan ve dil bilginlerinden çok politikacı ve yazarlardan oluşan Türk Dil Kurumu dilde aşırılığa ve tasfiyeciliğe taraftar oldu. Büyük gayretlerle birtakım sözlükler çıkardı. Fransızca'dan aktarılmış yeni yeni ilmî terimler getirdi. Maksat, Türkçe'deki bütün Arapça ve Farsça kelimeleri kapı dışarı etmekti. Bu insanlar, başlangıçta Atatürk'ü bile kendi taraflarına çekmesini bildiler. (Atatürk, bir ara "Kemal" adını "Kamal" yaptı.) Fakat o büyük adam, kısa bir zaman içinde , Kurumcular'ın tuttuğu yolun dili zenginleştirmesi bir yana, ilkel basitliğe götüreceğini gördü ve hatâdan dönmek büyüklüğünü gösterdi. Fakat onun ölümünden sonra bu Türk Dil Kurumu, Türkçe'yi gaspedercesine kendisinin zimmetine geçirdi. Türkçe'nin kaderini, artık bu dil ırkçısı tasfiyeciler tayin edecekti. Sırtını devlete dayayan bu insanlar, uydurdukları kelime ve terimleri, ilim adamlarına zorla kabul ettirerek okullara soktular; okul kitapları, kimsenin anlamadığı uyduruk bir dille yazıldı. Yavaş yavaş ilkokullardan başlayarak yüksek okullara, fakültelere kadar genişleyen bu zorlayıcı hareketin meş'um tesirleri, 1960'lar ve 1970'lerde iyice belli oldu, ve dil kütüründen, dil zevkinden habersiz yetiştirilen 1960'ların ve 1970'lerin nesilleri de günümüzdeki dil faciasını hazırladılar." diyor Nejat Muallimoğlu, "Türkçe Bilen Aranıyor" adlı eserinde.
Şişman İnsanlardan Nefret Eder Misiniz?
-
Biliyorsunuz bir hafta önce ülkemize dönüş yaptım. Bu bir haftalık zamanımı
da Afyonkarahisar'da yiğenim Erva'yla oynayarak geçirdim. Bugün sabah
İstanbul'...
1 gün önce